Kitap

Stefan Zweig ve bir miktar öykü

stefan zweig satranç

Selam. Bu sitenin sahibi ben olduğum ve sitede kendi kurallarım geçerli olduğu için salakça şeyler yazarak zamanınızı harcamayı düşünüyorum. Fazla zamanı olmayanlar sağ üstteki çarpı tuşuna basarak bu zulümden kurtulabilirler. Şaka şaka kurtulamazlar. O kadar yazıyorum herkes okumak zorunda. Hatta okuduktan sonra anne ve babanızı da çağırın onlar da okusun. Onlar da okurken son cümleyi görüp kendi anne ve babasını çağırsın. Bu döngü sonsuza kadar devam etsin. Tamam bu kadar gereksiz konuşmadan sonra ana konuya geliyorum. Bu yazıda sizlere bazı kitapları ve bu kitapların yazarını tanıtacağım… Evet resmen bir edebiyat aşığıyım, kitap okumaya bayılırım…

Stefan Zweig Kimdir?
stefan-zweig
Stefan Zweig 1881 Viyana doğumlu Avusturyalı bir yazar. Kendisiyle ilk olarak aşağıda da tanıtacağım satranç isimli kısa öyküsüyle tanıştım. Daha sonra hayatını araştırıp diğer kitaplarını okudum. Hayatı da öyküleri kadar etkileyici aslında. Evet bu kadar bilgi çok bile. Daha fazlasını merak edenler Vikipedia’dan araştırabilir. Ben araştırdım öğrendim hepsini burda anlatacak kadar enayi değilim.


Son olarak karısıyla birlikte intihar etmeden önce yazdığı mektubun son cümlesini paylaşayım.

“Bütün dostlarımı selamlarım! Umarım uzun gecenin ardından gelecek olan sabah kızıllığını görebilirler! Ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum.”

Şimdi de Stefan Zweig’ın önerdiğim ve okumak zorunda olduğunuz kitaplarına gelelim :)))

Amok Koşucusu
En popüler kitaplarından biri. Aynı zamanda Stefan Zweig’in okuduğum ikinci kitabı olma özelliğini taşıyor. Kitapta toplam 7 hikaye var. Yanlış olmasın diye açtım tek tek saydım. Hikayelerin hepsinin ortak noktası intihar. Sonuncu hikaye kitaba ismini de veren Amok Koşucusu.. Amok Koşucusu kelime anlamı olarak psikolojik bir hastalık. Daha çok Malezya ve Hindistan’da görülen bir çeşit cinnet geçirme durumu. Kişi önüne gelen herkesi öldürüyor, ancak öldürülerek durdurulabiliyor. Kitapta beni en çok etkileyen şey her öyküde ana karakterlerin çok iyi tasvir edilişi. Zaten bu Zweig’in tüm kitaplarında var. Ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi. Kitabın en etkileyici hikayesi Amok Koşucusu olmasına rağmen diğer hikayeleri de birbirinden değerlidir. Kitap bir kaç saatte bitecek ama etkisi hayatınız boyunca sürecek. Gerçi emin değilim sürmeyebilir de.

Kitaptaki diğer hikayeler;

.Madalya
.Bir Çöküşün Öyküsü
.Ay Işığı Sokağı
.Leporella
.Leman Gölü Kıyısındaki Olay
.Bezginlik

Schachnovelle
322Zweig’in eşiyle birlikte intihar etmeden önce yazdığı son eser. Türkçeye satranç ismiyle çevrilmiş kitap. Yazarın en popüler ve en etkileyici öyküsü. Baştan söyleyeyim satranç bilmeyen herkesin rahatlıkla anlayabileceği bir kitap. O yüzden tereddütleriniz olmasın. Kitabı aldıktan sonra kapağındaki yazıyı okumamanızı tavsiye ediyorum. Olayın heyecanını biraz kaçırıyor. Konusu ile ilgili fazla bilgi vermek istemiyorum, kısa ve yoğun bir öykü. Yukarıda da söylediğim gibi bu öykü de de karakter analizleri çok iyi yapılmış. Okuduktan sonra etkisi uzun süre geçmiyor, arada bir açıp okuyorsunuz. Ayrıca daha önce satrança ilgi duymadıysanız bu kitabı okuduktan sonra satrança heveslenmeniz yüksek bir ihtimal.

Uyarı: Yazının bu bölümünden itibaren kitabı biraz derinlemesine inceleyeceğim. İçeriği hakkında konuşacağım için kitabı okumadıysanız yazının devamını kitabı okuduktan sonra okumanızı öneririm.

Kitabı daha iyi eleştirebilmek için dün bir kez daha okudum. Önce yukarıda pek bahsetmediğim Stefan Zweig’dan biraz burada da bahsetmek istiyorum. Site benim olduğu için konu bütünlüğü yapmama lüksüne sahibim, konuları istediğim gibi karıştırabilirim. Gerçekten de insanın sitesinin olması süper bir şey.

Kitabı ilk okuyuşumda bir oturuşta bitirip hemen internetteki yorumlarına bakmıştım, öykünün çoğu kişide aynı etkiyi yarattığını gördüm. Ardından öykünün neden bu kadar sürükleyici olduğu üzerine düşünmeye başladım. Tabii ki yalan söylüyorum düşünmedim öyle bi şey, yattım uyudum. Bu yazıyı yazarken düşündüm, tam şu an. Ama bulamadım, bulursam yazıyı güncellerim. “Derinlemesine inceleme bu muydu yani?” diyenlere hak veriyorum ama yapacak bir şey yok ben de böyle olsun istememiştim. Hepinizden özür diliyorum lütfen affedin…Bu arada Stefan Zweig’dan bahsetmek istiyorum deyip bahsetmediğimi de farkettim. Verdiğim sözleri tutmuyorum hala bu yazıyı okumaya devam ediyorsanız teşekkür ederim.

Bir de öyküde Dr. B’nin sonradan dahil olup berabere bitirdiği maçı araştırdığımda gerçekten de böyle bir maçın oynandığını buldum. Alekhine ile Bogolyubov arasında 1922 yılında oynanan maçın 38.hamlesinden sonra tahtada oluşan konumu aşağıda görebilirsiniz.

stefan-zweig-kitap-onerisi

Üşenmedim uğraştım sizin için maçın tamamını da buldum. İncelemek isteyenler aşağıda diagramı görebilir.

Bu kadar çok bilgi verdikten sonra bu kitapları okumazsanız Allah belanızı verir. Ben öneriyosam okumak zorundasınız. Hepinize iyi okumalar dilerim size aşığım…

Yazar Hakkında

aykutbasyigit

2008 yılında programlama dillerini öğrenerek sektöre giriş yaptıktan sonra 2012'de fikir değiştirerek yazılımı bırakıp tasarıma yöneldi. Arayüz geliştiricisi olarak çalışmakla birlikte deneyimlerini burada paylaşmakta.

Yorum Yaz